Mahallenin bıçkın kedisi Çopar, ne yazık ki bir gün belediye görevlilerince yakalanmış ve kısırlaştırılmak üzere kliniğe götürülmüştü. Çopar kısırlaştırıldıktan sonra mahallesine bırakılmışsa da bu olaydan kimseye bahsetmemişti. Durumu çaktırmak istemeyen Çopar bir süre eskisi gibi dişi kedilerin peşinden koşmaya devam etmiş ama gel zaman git zaman dişi kedilerin peşinde koşmaktan yorulunca “keyfine uygun bir kadın olmadığı” mazeretine sığınmıştı. Sonunda bundan da vazgeçen Çopar artık sadece genç erkek kedilere tavsiyelerde bulunuyordu. Genç erkek kedilerden biri dayanamayıp “Çopar Abi iyi de seni hiç bu tavsiyeleri uygularken görmedik” dedi. Çopar ise “Ben uygulamam.” Diye karşılık verdi. Genç erkek kedi şaşkın “Neden” diye soracak oldu, Çopar bıyıklarının arasından tıslayarak cevap verdi : “Çünkü ben müşavirim”.
Sayın Murat Tiraki'nin iletisidir.
Yaşlı kadın yolda bir çaydanlık bulmuş. Merakına engel olamayıp çaydanlığı alıp evine getirmiş. Evine getirir getirmez de çaydanlığı incelemeye başlamış. İçine bakmak isteyip kapağını kaldırınca çaydanlıktan dumanlar içinde bir cin çıkmış. “Yüz yıllardır bu çaydanlıkta hapistim. Beni sen kurtardın. Benden üç dilek dile hemen yerine getireyim” demiş. Yaşlı kadın hayretler içinde kalmış ama ağrıyan dişleri hemen aklına gelmiş ve telaşla “dişlerimi yepyeni yapabilir misin?” diye sormuş. Cin “Ondan kolay ne var” demiş ve bir el hareketi ile yaşlı kadının dişlerini yepyeni yapmış. Cin “İkinci dileğin ne?” diye kükremiş. Yaşlı kadın, “bana gençliğimi geri ver” demiş. Cin yine bir el hareketi ile yaşlı kadını yirmili yaşlarına geri döndürmüş. “Üçüncü dileğini söyle!” demiş cin, yine gürleyerek. Kadın bu kez telaşla çevresine bakmış, koltukta uyuklayan erkek kedisini fark edip “sevgili kedimi, insan yapar mısın, hayatımın erkeği olmasını istiyorum” demiş. Cin yine ellerini hareket ettirmiş ve dumanlar içinde gözden kaybolmuş. Dumanlar dağılırken kadın bir bakmış ki karşısında genç mi genç, yakışıklı mı yakışıklı bir erkek çıplak olarak duruyor. Kadın bir çığlık atmış. “Ah seni kısırlaştırdığımı nasıl da unuttum!”
Prenses, mahallenin en gözde kedisi idi. Bütün erkekler Prenses'le birlikte olmak için can atıyordu. Ama Prenses kimselere yüz vermiyor, tüm aşıklarını yanıtsız bırakıyordu. Bir gün artık erkek kediler bunun böyle süremeyeceğine karar verip Prenses'in karşısına dikildiler. "Aramızdan birini seç de bu işkence bitsin artık" dediler. Prenses erkek güruhuna baktı ve mağrur bir edayla "Pekala o zaman hepinize bu akşam bir soru soracağım, beğendiğim cevabı veren benim sevgilim olmaya hak kazanacak" dedi. Akşam olup bütün kediler eski bir arabanın üzerine dizildiler. Prenses gelip sorusunu sordu. "Benim için ne yapardın?" Erkek kediler bir bir yanıt vermeye başladı. Biri "ağaçlara tırmanıp seni seviyorum diye haykırırdım" dedi. Biri "kasaptan bir kilo ciğer aşırıp sana getirirdim" dedi. Biri "sabahtan akşama kadar tüm tüylerini tek tek temizlerdim" dedi. Sonuncusu ise "Senin için ölürdüm" dedi. Prenses son yanıt veren erkek kediye dönüp şüpheli şüpheli baktı, "Pekiyi kaç kere?"
Kadının biri her Perşembe akşamı Briç Kulübü’ne gidermiş ve bayan arkadaşları ile briç oynadıktan sonra eve gelip kocasının akşam yemeğini hazırlarmış.Yine bir Perşembe akşamı,kadın kendini oyuna kaptırmış ve bir bakmış ki saat çok geç olmuş. Apar topar kalkıp kocasının yemeğini hazırlamak için evin yolunu tutmuş. Ama eve geldiğinde yemek hazırlamak için çok az zamanı kaldığını fark etmiş ve bir yaş kedi mamasını açıp üzerine iki yumurta kırmış. Eşi eve gelip “ne yemek var” diye sorduğunda “kıymalı omlet, tatlım” diye cevap vermiş. Kadın kocasının fark edeceğinden endişe ederken adam dönmüş “hayatımda hiç bu kadar güzel bir yemek yememiştim, bana eski günlerimizi hatırlattı” demiş. Yemeğin ardından da aylar sonra olsa da pek keyifli saatler geçirmişler. Kadın o günden sonra briç dönüşlerinde aynı yöntemi izlemiş ve kedi mamasından yaptığı omleti “kıymalı omlet” diye eşine ikram etmiş. Ama adam iki ay sonra aniden ölmüş. Yine bir Perşembe akşamı Briç Kulübü’ndekilerden bir arkadaşı kadına dönüp “sana o kadar kedi maması koyma adamı öldüreceksin dedik ama bizi dinlemedin” diyerek çıkışmış. Kadın ise kağıtlardan gözünü ayırmayıp sakin bir edayla “mamadan değil tüylerini yalamaktan dolayı öldü” demiş.
Bir veteriner lobisinde karşılaşan bir kedi ile köpek konuşuyorlarmış. Köpek demiş ki; "Beni veterinere getiren bu adam o kadar iyi o kadar iyi ki; bana yemek almak için çalışıp duruyor, sabahın altısında kalkıp işe gitmeden önce beni dışarı çıkarıp tuvalete götürüyor, üşürsem hemen bir battaniye getirip beni sarıyor. Herhalde bu adam Tanrı olmalı." Ekşimiş bir suratla köpeği dinleyen kedi "Seni veterinere getiren o adamın Tanrı olmadığını kesinlikle biliyorum" demiş. Köpek şaşkınlıkla "Ama nasıl?" diye sormuş. Kedi bilgiç bir tavırla "Bak" demiş, "Beni şu veterinere getiren adam var ya. Her sabah işe gitmeden kalkıp bana ciğer pişiriyor. Tuvalet kumuma her gün güzel koksun diye yasemin tohumları atıyor. Gece rahat uyuyayım diye o yatakta iki büklüm oluyor. Ben yemek masasında o ise sehpada yemek yiyor. Neden biliyor musun köpek kardeş?" demiş. Köpek şaşkın şaşkın "Neden?" diye sormuş. "Çünkü Tanrı benimde ondan”
Kediler Hakkında 10 Temel Şey
1) Kediler ne isterlerse onu yaparlar.
2) Sizi nadiren dinlerler.
3) Kesinlikle ne yapacakları tahmin edilemez.
4) Mutsuz olduğunda durmadan mırıldanırlar.
5) Siz oynamak istediğinizde yalnız kalmak isterler.
6) Siz yalnız kalmak istediğinizde onlar oynamak isterler.
7) Her istediklerine cevap vermenizi beklerler.
8) Aksidirler.
9) Tüylerini her yere bırakırlar.
10) Sizi kolaylıkla çılgına çevirirler
Bütün dişi kediler bölgelerine yeni gelen yakışıklı Gordon'la eski mutlu aşk günlerinin tekrar başlayacağını konuşuyordu. Çok geçmeden en çıtırlarından biri Gordon hakkında izlenimleri ile geri döndü. Dişi kediler merakla sordular : "Nasıldı?", "Çok yakışıklı değil mi?", "Göründüğü kadar güçlü mü gerçekten", "Anlatsana!". Çıtır kedi, gözü dönmüş dişi kedi güruhuna bakıp şöyle dedi : "İnanılmaz. Dün gece onunla tam üç saat geçirdim. Bütün bahsettiği nasıl kısırlaştırıldığı idi."
Kediler Erkeklerden Neden Daha İyidir?
Çünkü;
- Kediler tuvaletlerinin yaptıktan sonra üstünü kapatırlar.
- Bir kediyi eğitmek için en azından bir şansınız vardır.
- Kediniz eve ne getirirse getirsin, memnun olmuş rolü oynamanıza gerek yoktur.
- Bir kedinin annesi ile asla zaman geçirmek zorunda değilsinizdir.
- Kediye yemek verdiğinizde hiç değilse mırlayarak teşekkür eder.
- Kedinizin en yakın arkadaşınıza kur yapması sorun yaratmaz.
- Parti verdiğinizde kedinizin fazla yemekten şişme ihtimali yoktur.
- Bir kedi mutluluğun kaynağı olarak sizi, erkekse kendini görür.
- Bir kedi üzerinize atlarsa başını okşamanız ona yeterli gelecektir.
Sokak kedisinin biri ölünce Tanrı'nın huzuruna çıkmış. Tanrı "defterini açın bakın" demiş. Melekler deftere bakmışlar ve "sevapları günahlarından fazla" demişler. Tanrı, kediye dönmüş, "Söyle bakalım benden ne istersin" demiş. Kedi düşünmüş, taşınmış. "Yaşarken en çok uyumayı severdim Ama bir çok zalim insan uyumama izin vermezdi. O yüzden güzel bir döşek isterim" demiş. Tanrı "oldu bil" demiş ve kediyi cennete göndermiş. Bir kaç gün sonra bu kez bir grup fare çıkmış Tanrı'nın karşısına. Tanrı "defterlerini açın bakın" demiş. Melekler deftere bakmışlar ve "sevapları günahlarından fazla" demişler. Tanrı, farelere dönmüş, "Söyle bakalım benden ne istersiniz" demiş. Fareler düşünmüş, taşınmış. "Paten isteriz. Öte dünyada kediler bizi o kadar çok kovaladı ki. Koşmaktan yorulduk. O yüzden patenlerimiz olsun isterdik." demişler. Tanrı "oldu bilin" demiş ve fareleri de cennete göndermiş. Bir zaman sonra Tanrı cennete gitmiş, bakmış ki fareler patenleri ile neşeli bir şekilde oradan oraya koşuyor. Bir de kediye bakmış ki döşeğinde uyuyor. Tekrar farelere bakmış ve tekrar kediye bakmış. Sonra dayanamayıp kediye yaklaşmış.
"Nasılsın ? Her şey yolunda mı ?".
Bir iş gezisine çıkan üç mühendis kaza geçirip öte dünyaya gitmiş. Öte dünyanın kapısında üçünü de melekler karşılamış ve "her üçünüz de ailelerinizi geçindirmek için bu geziye çıkıp yaşamınızı kaybettiğiniz için cennetlik oldunuz" demiş ve sonra eklemiş "ama Cennet'te uymanız gereken kesin bir kuralımız var. Cennet'teki hiç bir kedinin kuyruğuna basmayacaksınız". Üç mühendis cennete girmişler, her yerde kediler varmış.
Kuyruklarına basmamak neredeyse imkansız gibiymiş. Daha bir saat bile geçmemiş ki, içlerinden biri bir kedinin kuyruğuna farkına varmadan basıvermiş. Hemen onları Cennet'e kabul eden melek, yanında asık suratlı sevimsiz mi sevimsiz bir kadınla gelmiş ve "Sen" demiş, "sonsuza dek bu kadınla zincirle bağlı kalacaksın." Hemen zincirler takılmış. kalan iki mühendis var güçleriyle kedilerin kuyruğuna basmamaya çalışıyorlarmış ama bir tanesi yine farkında olmadan bir kedinin kuyruğuna basıvermiş. Hemen Melek yanında ilkinden de daha sevimsiz bir kadınla gelmiş. Kedinin kuyruğuna basan mühendis ne kadar itiraz ederse etsin, gelen sevimsiz kadına zincirle bağlanmış. Zincir cezası almayan kalan mühendis ise kedilerin kuyruklarına basmamak için neredeyse hiç kıpırdamıyormuş. Yaklaşık bir ay geçmiş. Bir bakmış ki Melek yanında dünyalar güzeli bir kadınla gelivermiş. Mühendis "Tamam" demiş "Baktılar ki çok dikkat ediyorum, beni ödüllendirecekler." Melek "Sen" demiş "sonsuza dek bu kadınla zincirle bağlı kalacaksın." Hemen zincirler takılmış. Mühendis sevinç içinde zincirlendiği kadına bakmış "Seni kedilerin kuyruğuna basmadığım için getirdiler" değil mi demiş. Kadın dönmüş "Hayır" demiş, "Ben bir kedinin kuyruğuna bastım da ondan getirdiler."
Sarman bir erkek kedi telaşla diğer erkek kedilerin yanına gelmiş. “Benimkisi beni aldatıyor” demiş. Erkek kedilerden biri “Yok canım sana öyle gelmiştir” demiş. Sarman “Yok kesinlikle beni aldatıyor” demiş. Yine erkek kedilerden biri
“Gözlerinle gördün mü” diye sormuş. “Görmedim ama görmeme ne hacet” demiş Sarman. Erkek kediler bu sefer “O mu söyledi peki” diye sormuşlar.
Sarman “İtiraf etmesine ne gerek var, biliyorum işte” demiş. Erkek kedilerden biri bu kez “Ama siz birbirinizi çok seviyordunuz. Hatta birbirinize o kadar benziyorsunuz ki. Bir elmanın iki yarısı gibisiniz.” Sarman sinirle “İşte o yüzden biliyorum ya” demiş. “Hayta köşede beni sıkıştırıp“bebeğim bu gece de buluşacak mıyız?" diye sordu." demiş.
Yaşlı kadın süpermarkette hem kendisi hem de kedisi için alışveriş yapmış ve kasaya gidip aldıklarını ödemek istemiş. Ama kasadaki meraklı ve ilgili görevli yaşlı kadına kedisi için doğru mamayı alıp almadığını sormuş. Yaşlı kadın soruyu kibarca geçiştirse de görevli ısrarcıymış. Kedinin yaşını, cinsini sormuş. Yaşlı kadın cevaplamaktan başka çıkar yol görememiş. Görevli bununla da yetinmeyip hastalığı olup olmadığını da bir güzel araştırmış ve sonunda yaşlı kadının doğru mamayı aldığına ikna olmuş. Ertesi gün yaşlı kadın yine aynı süpermarkete gitmiş ve yine kendisi ve kedisi için alışveriş yapmış. Aynı görevli yaşlı kadını yine doğru mamayı alıp almadığı konusunda sorduğu sorularla bıktırmış. Bir sonraki gün ise yaşlı kadın süpermarkette alışverişe başlamadan doğruca görevliye gitmiş ve evden getirdiği kedi küreğini görevlinin burnuna doğru uzatarak şöyle demiş “İshali yok. Günde iki kere tuvalete çıkar. Çok nadiren kabız olur. Bir koklayın bakalım. Sizce hangi kedi kumunu almalıyım?”
Yeni evlenen adam karısının beraberinde getirdiği kediden bir türlü hoşlanamamış. Açıkçası kedi de onu pek sevmemiş. Sabah kalktığında ya bileğine bir tırmık yiyormuş ya da iş dönüşlerinde geldiğinde sabah gazetesini okunamayacak bir halde bulunuyormuş. Ama bir yandan da karısına kediye olan nefretini belli etmemeye çalışıyormuş. Bir sabah işe gitmek için acele ederken ayakkabısının içinde sıcak bir ıslaklık fark etmiş ve o anda kararını vermiş. Artık bu kedi bu evden gidecek. İşyerinde planlarını hazırlamış ve eve dönüşte karısı banyoda iken kediyi tuttuğu gibi 10 sokak aşağıdaki bir mahalleye bırakıvermiş. Ama ertesi gün bir de bakmış ki kedi paspasın üzerinde kapının açılmasını bekliyor. Adam bu duruma fena içerlemiş. İşyerinde bu kez daha iyi bir plan yapmaya karar vermiş ve işten dönüşte kediyi yine karısına belli etmeden kaptığı gibi arabaya atmış ve sürebildiğince uzağa gitmiş. Bilindik sokaklar yerine bilinmedik sokaklara sapmış ve evden iyice uzaklaştığına inandığı bir anda kediyi serbest bırakmış. Sonra da keyifle arabasını binmiş ve evin yolunu tutmuş. Ama bir türlü evin yolunu bulamamış. Tanımadığı bir semtte olduğu için dönmüş durmuş. Aradan üç saat geçmiş ki kediyi bıraktığı yere geldiğini farketmiş ve artık pes edip karısını aramış. Demiş ki “Karıcığım kedi evde mi?” Kadın cevap vermiş : “Evet! Neden merak ettin?” Adam devam etmiş : “Telefona versene, yolumu kaybettim.”