279 kez okundu.
Kediler yaşam sahnesinin vazgeçilmez oyuncularıdır. Bu sebeple en doğru yerde, yani tiyatroda bulunmaları doğaldır. Hem oyunculara performanslarında yardım ederler hem de provalarda beğenmedikleri bölümlerde uyuyarak yönetmene yardımcı olurlar. Eğer tiyatro ile uğraşıyorsanız drama derslerinden önce mutlaka bir kedi edinmelisiniz.
Aktörlerin, oyun yazarlarının, opera şarkıcılarının, tiyatro menajerlerinin ve hatta sahne görevlilerinin İtalyan işçileri gibi batıl inançları vardır. Sahne ışıklarına elini sürmeden perdeyi açtırmayanlar, her gösteride 13. sıradaki 13. koltuğu ısrarla boş bıraktıranlar, perdeye nazar boncuğu asanlar tiyatronun büyü dolu sahnesinin alışıldık manzaralarındandır. Ama Comédie Française'den Broadway'e kadar her tiyatroda hilafsız kediler uğurun ta kendisi olarak kabul görürler. Özellikle de siyah kedinin oyuna şans getireceğine inanılır. Bu sebeple de sahnenin efendisi sayılan kedilerin beslenmesinde tüm tiyatro emekçileri yoğun bir rekabet içindedirler.
Kediler sadece oyuna değil, oyuncalara da şans getirir. İngiltere'deki Royal Londra Tiyatrosu'nun ünlü oyuncusu J. H. Mapleson kariyere adım attığı ilk gösterisinde siyah bir kedinin bacaklarına süründüğünü anlatmıştır. Aynı şekilde New York'ta Faust'ta baş rol alan Henry Irving, tiyatronun kedisinin provalar sırasında tüm gök gürültüsü ve ışık gösterilerinden korkmadan sahnede durduğuna tanık olmuştur. Henry Irving, kedinin bu davranışını sahnelenen oyunun saygıya ve izlenmeye değer bir şey olacağına bir işaret olarak yorumlamıştır.
Ama tiyatro kedileri sahnede karışıklara da sebep olmuştur. Oyunu ve oyuncuları seyrederken kendisini alamayıp bir hızla sahneye çıkıp bir anda tüm konsantrasyonu sıfıra indirenlerin hikayesi bilindik türdendir. Bir keresinde Londra'da Uçan Hollandalı'nın sahnelendiği bir gösterimde oyunculardan biri bir tiyatro kedisini sahneden uzak tutmaya çalışırken çıkardığı sesleri yanlış yorumlayan diğer oyuncu sırası gelmediği halde bir telaş sahneye fırlayıvermiştir. Benzer şekilde Küçük Gri Hanımefendi oyununun hüzün dolu olması gereken cenaze sahnesinde aniden sahneye çıkan kedicik ise ne seyircilerde ne de oyuncularda hüzünden eser bırakmamış ve herkesi bolca güldürmüştür.
Her ne kadar kostümlerin, dekorların üzerlerine yayılarak temizliğini yapan bir tiyatro kedisi yumuşak huylu sanılırsa da oldukça kaprisli olanları da görülmüştür. New York'taki Wallack Tiyatrosu bir komedi oyununda sahneden kopmayan tiyatro kedisini de son alkışta seyircilere takdim etmişler ve kedi de seyirciler de bu espriden muhteşem hoşlanmışlardır. Seyirci üzerindeki bu olumlu etkiyi devam ettirmek isteyen Wallack Tiyatrosu aynı şeyi ertesi gece tekrar etmek istemiş ama artist kediyi bir türlü razı edememişlerdir.
Kedilerin eğitilemeyeceğini bir kaç sirk yönetici haricinde herkes bilir. Paris'teki Folies-Bergère de bu cahiller arasında sayılabilir. Zira gösteride rol verilen bir kedi, ip merdivene tırmanıp topu ile oynaması beklenirken o küçük tuvalete çıkmayı tercih edip daha sonra da sıkı bir beden temizliğine girişmiştir.
Kediler yaşam sahnesinin vazgeçilmez oyuncularıdır. Bu sebeple en doğru yerde, yani tiyatroda bulunmaları doğaldır. Hem oyunculara performanslarında yardım ederler hem de provalarda beğenmedikleri bölümlerde uyuyarak yönetmene yardımcı olurlar. Eğer tiyatro ile uğraşıyorsanız drama derslerinden önce mutlaka bir kedi edinmelisiniz.
|